📰 Köşe Yazısı
Geçen yazıda Homo sapiens dedelerimizin bir kaya arkasında fısıldaşarak dünyayı nasıl fethettiğini konuşmuştuk. Hani “Ağzı laf yapan yaşar” devri var ya, işte o devir Roma İmparatorluğu’nda tavan yaptı!
Ama bir farkla: Romalılar baktı ki laf uçup gidiyor, gıybeti kalıcı kılmaya karar verdiler. Nasıl mı? Duvarlara kazıyarak!
İtalya’daki o meşhur Pompeii antik kentini bilirsiniz. MS 79’da Vezüv Yanardağı patlayınca şehir küller altında kaldı ve zaman adeta dondu. Arkeologlar yüzlerce yıl sonra o külleri kazıp duvarları bir okudular ki... Ne görsünler? Günümüzün sosyal medya akışları, fotoğraf altı yorumları ve mahalle dedikoduları birebir o taş duvarlara kazınmış!
Sırf “Aman tarihin tozlu sayfaları” deyip geçmeyin; insanoğlunun çene potansiyelinin MÖ 1. yüzyılda geldiği noktaya bir bakın:
Yani anlayacağınız dostlar; biz bugün elimizde akıllı telefonlarla “Herkes ekran delisi oldu, millet birbirinin arkasından konuşuyor” diye dertleniyoruz ama atalarımız 2000 yıl önce eline keskiyi alıp mahallenin dedikodusunu duvara kazıyordu.
Teknoloji değişiyor, araçlar değişiyor ama insanoğlunun o “Gıybet yapayım, iz bırakayım, iki lafın belini kırayım” arzusu asla değişmiyor.
Bir sonraki yazıda, piramit inşaatında arpa ve birası geciktiği için tarihin ilk grevini yapan ve “Pazartesi sendromunu” icat eden Antik Mısır işçilerine uzanacağız.
Bir diğer yazıya kadar sağlıcakla kalın! 🦋